Bagbasi.com

Anasayfa

Başkan

Muhtar

Encümenim

Esnafım

   

Online Ziyaretçi

 

 
Domain
     ERZURUM

TARİHÇESİ

Erzurum’un tarihi M.Ö.4000 yıllarına kadar inmekte olup, genellikle Urartu, Pers, Roma, Arap ve Bizans dönemleri yaşanmıştır. Şehir 1514’de Yavuz Sultan Selim tarafından zaptedilerek Osmanlı topraklarına katılmıştır.. Bu dönemde pek çok mimari eser inşa edilmiş olması nedeniyle, nüfus artmış ve yerleşim sur dışına taşarak yeni mahalleler kurulmuştur.

TARİHİ ESERLER

 

ÇİFTE MİNARELİ MEDRESE

 Yapımıyla ilgili hiçbir kitabe bulunmayan bu medrese Anadolu’nun en büyük medresesidir.Açık avlulu, dört eyvanlı ve iki katlı medreseler grubundan olan bu medrese  İlhanlı dönemi, XIII. Yüzyıl sonu ile XIV. Yüzyıl başlarında inşa edilmiştir. IV. Murat zamanında ise tophane ve daha sonraları kışla olarak kullanılmıştır. 26x10m. Ölçülerindeki avlu revakla çevrilidir. Girişin batısındaki oda mescittir. Avlunun etrafında öğrenci odaları bulunur. Üst katta aynı düzen uygulanmıştır. Medrese içerisindeki bordürler  Anadolu Selçuklu dönemi taş süslemesinin en güzel örneklerini oluşturur. Taçkapının üzerindeki figürlü panolar Orta Asya Türk inancının izlerini taşır. Çift başlı kartal, hayat ağacı ve ejderlerden oluşan bu panolardan bazıları yarım kalmıştır. Ancak, sırlı tuğlalarla örülü minareler şerefelere kadar tamamlanmıştır. Medresenin güneyinde bulunup üst hole bitişik olan türbe, döneminin en büyük mezar anıtıdır. İç kaplamasında mermer kullanılmıştır. Alt katta ise mezar odası bulunmaktadır.

YAKUTİYE  MEDRESESİ

 

1310 tarihinde  Ilhanlılar zamanında yapılmıştır. Anadoludaki kapalı avlu medreselerinin en son örneklerinden biridir. Bu örtülü avlunun çevresinde öğrenci odaları ve dershaneler bulunur. Oda girişlerinin yüzlerine farklı geometrik ve bitkisel rozetler işlenmiştir. Taçkapısının iki yan yüzünde kartal, hayat ağacı ve arslan  motiflerinden oluşan panolar yer alır. Güney-batı köşedeki tuğla minarenin gövdesinde sırlı tuğlalarla farklı bir bezeme işlenmiştir. Şerefeden yukarısı yıkıktır. Doğudaki ana eyvana bir türbe birleştirilmiştir. Medrese, günümüzde, yörenin çeşitli etnografik eserlerinin sergilendiği Türk-İslam Eserleri ve Etnografya Müzesi olarak kullanılmaktadır.

TEPSİ MİNARE SAAT KULESİ

Kalenin güneybatı köşesinde bulunan Tepsi Minare, şerefe altındaki kitabeye göre, Saltuklu Emirlerinden Muzaffer Gazi tarafından 1124-1132 tarihleri arasında  yaptırılmıştır. Tuğla ile örülü silindirik bir şekli olan minare, sur duvarları hizasına kadar iki renkli kesme taşla örülerek yükselen bir kaide üzerine  yerleştirilmiştir. Bu gövdenin üst bölümünde geometrik bezemeler bulunmaktadır. Fakat şerefeden sonraki bölüm yıkılmıştır. Bu bölüme, XIX. Yüzyılda Batılı tarzda ahşap malzeme ile bir şerefe eklenmiş olup içerisine bir saat yerleştirilmiştir. Tepsi Minare Karahanlı ve Büyük Selçuklu döneminde yapılan minare geleneğinin Anadolu’daki en eski temsilcisidir.          

ERZURUM KALESİ

M.S.V. yüzyılda Bizanslılar tarafından yaptırıldığı sanılmaktadır.Bir tepenin üzerinde bir iç kale ve onu çevreleyen bir dış kaleden meydana gelmiştir. Dış kale surları tamamen yıkılmış olup, bugün beş ana kapısı sadece isimleri ile anılmaktadırr; Tebriz Kapı, Erzincan Kapı, Gürcü Kapı, İstanbul Kapı ve Yeni Kapıdır. Iç kalenin  sur duvarları üzerinde sekiz burç bulunmaktadır. Çeşitli dönemlerde gerçekleştirilen onarım izleri farkedilmektedir. Ancak bu dönemlere ait herhangi bir yazıt yoktur.

ÜÇ KÜMBETLER

Anadolu mezar yapılarının en güzel örneklerinden   üçü bir alanda inşa edilmiştir. Bunlardan sekizgen gövdeli, kasnaklı ve kubbe külah karışımı örtüsüyle dikkat çeken yapı Emir Saltuk’a maledilir. Tamamen kesme taşla inşa edilen mezar anıtı XII. Yüzyıl eseridir. Kasnaktaki nisler içerisine, Türk-Çin takvim hayvanlarından bazıları işlenmiştir. XIV. yüzyıla ait oldukları sanılan diğer kümbetlerin kimlere ait ait oldukları belli değildir.

ULU CAMİİ  (ATABEY CAMİİ)

Saltuklu Emirlerinden Nasuriddin Muhammed tarafından 1179 yılında yaptırılmıştır. 54x41m. boyutlarında olup, mihraba dik yedi sahandan oluşmaktadır. Orta sahan daha geniş ve farklı örtülere sahiptir. Mihrabın ön bölümü ahşap kırlangıç kubbe ile örtülüdür. Mihrabında yalın geometrik süslemeler yer almaktadır. Üçü kuzeyden, ikisi doğudan toplam beş kapısı vardır. Düzgün kesme taşla inşa edilen yapının minaresi kuzeybatı köşededir. Çeşitli dönemlerde onarım görmüştür.  

LALA PAŞA CAMİİ

 

Şehir merkezinde bulunan yapı, aslında bir külliye olarak kurulmuştur. Külliyenin saray ve okul yapıları yıkılmış olup cami ve hamamı günümüze kadar ulaşmıştır. Cami 1562 tarihinde Erzurum Beylerbeyi Lala Mustafa Paşa tarafından  Mimar Sinan’a yaptırtıldığı sanılmaktadır. Avlusuz olarak inşa edilen eser ibadet alanı bakımından „Merkezi Planlı“ yapılar grubundandır. Ortadaki ana kubbe dört büyük ayak tarafından taşınmaktadır. Dört yanda yarım çarpraz tonazlara yer verilmiştir. Kuzeybatı köşedeki minara bölgesel özellikleri nedeniyle kısa tutulmuştur.. Caminin iç ve dış pencere alınlıklarında sıraltı tekniğinde çini panolar bulunmaktadır. Bunların bir bölümü düşmüştür.

RÜSTEM PAŞA BEDESTENİ

Kanuni Sultan Süleyman’nın veziri Rüstem Paşa tarafından XVI yüzyıl ortalarında yaptırılmıştır. Kare bir avlu etrafında, kemerli payelerin gerisinde odalar yer alır. İki katlı inşa edilen yapının üst katında karşılıklı eyvanlar şeklinde mekanlar bulunmaktadır. Her iki kat, günümüzde Oltu tşı işlerinin yapıldığı dükkanlar şeklinde kullanılmaktadır. Osmanlı  dönemine ait diğer hanlar arasında Kanburoğlu Hanı, Hacılar Hanı ve Gümrük Han gibi yapılar bulunur.

ERZURUM TABYALARI

 

Şehrin savunması için inşa edilen tabyalar XIX. Yüzyıl yapılarıdır. Şehre doğudan, kuzeyden, ve güneyden gelecek Rus saldırılarını önlemek amacıyla inşa edilmiştir. Doğudaki Mecidiye ve Aziziye tabyaları 93 harbinin (1877-78 Osmanlı Rus Harbi) cereyan ettiği alandır. 21 adet tabyanın hepsi kesme taşla inşa edilmiştir. Süslemeleri olmayıp büyük boyutlu yapıtlardır. Bunlardan Büyük ve Küçük  Palandöken Tabyaları yaklaşık 3000m rakımda inşa edilmiştir.

KONGRE BİNASI

1867 yılında yapılmış olup okul olarak kullanılmıştır. I. Dünya Savaşında yanan bina daha sonra onarıldı ve 23 Temmuz 1919 da Erzurum Kongresi burada yapıldı. 1925’de  yeniden yapılmaya başlanan bina 1928’de tamamlanmıştır. Üç katlı yapı U şeklinde bir plan gösterir. Bodrum katının ön cephesinde pencere olmadığından, iki katlıymış izlenimini verir. Yapıda neoklasik uslüp hakimdir.

HAMAMLAR

Osmanli dönemine ait hamamların çoğunda  Türk hamamı planı uygulanmıştır. Bunlar arsında Kırkçeşme, Şehler, Murat Paşa, Boyahane hamamları dikkati çeker.

ÇEŞMELER

Palandöken dağlarından ve Kaleden çıkan soğuk suların beslediği pek çok çeşme vardır. Toplam 179 çeşmenin çoğu Osmanlı dönemine ait olup, bir kısmında kitabe vardır. Bunlar arsında Şabahane, Cennet, Gülahmet, Çeteci Abdullah Paşa ve Mehmet Kethüda çeşmeleri çok meşhurdur.

TORTUM ŞELALESİ

Tortum gölünün son kısmında 48m yükseklikten düşen bir çağlayanı vardır.Vadideki bir dağda meydana gelen bir heyelanın çayın önünü kapatmasıylla meydana gelen çağlayan Erzurum’a 120km mesafededir. 

NARMAN PERİ BACALARI

Narman’ın 7 km güneyinde yer alan peri bacaları, rüzgar ve yağmurun kumlu toprağı aşındırmasıyla meydana gelmişlerdir.Kırmızı kayabaşlıklarıyla dar vadilerin içerisinde muhteşem manzaralar oluştururlar. Bu jeolojil oluşumlar Doğu Anadolu!da sadece Narman’da görülür.

PALANDÖKEN KAYAK MERKEZİ

Bu merkezde Alp disiplini, tur kayağı ve mukavemey kayağı için uygun pistler bulunmaktadır. Erzurum’un Güneybatısında, Palandöken dağlarının kuzey yamaçlarında yer laıp, şehir merkezine 4 km ve havaalanına sadece 2o dakika mesafededir. 150 günlük kayak mevsimi olan Palandökenler’de pistlerin yüksekliği 2200-3176m arasında değişmektedir. Mevsim Aralık başlarında açılır ve Mayıs başlarına kadar devam eder. Normal kış koşullarında 2-3m kadar kar yağar. Hava koşullarına bağlı olarak hemen hemen tüm mevsim „toz kar“ özelliğini korur.Nitelikli kayak öğretmenleri, çığ önleme sistemleri ilk yardım ve bir kılinik mevcuttur. Kayak pistleri ve kekanik tesisler uzmanların gözetimindedir.