Bagbasi.com

Anasayfa

Muhtarım

Başkanım

Encümenim

Esnafım

   

Online Ziyaretçi

 

 
 
  Bağbaşı Başlıca Özellikleri
 

*İklim Özellikleri

*Yağış

*Hidroğrafya Özellikleri

*Nüfus özellikleri

*Tarım Alanları

Nüfusun Tarihsel Gelişimi

Araştırma sahasının nüfusla ilgili bilgilerine;Devlet istatistik Enstitüsü Bağbaşı Belediyesi, Bağbaşı sağlık ocağından alınan verileri birer birer inceleyerek ulaşılmıştır. Kasabayla ilgili en eski nüfus verileri 1940 yılına ait nüfus verileridir. Araştırma sahası nüfusu,1972yllında belediye teşkilatı  kurulmadan önce kır nüfusu olarak adlanırken daha sonra 1972 yılından sonra kasabada nüfusu olarak değişmiştir. Bağbaşı kasabasında nüfus artışı geçmişten günümüze belli bir periyoda artış göstermiş ancak 180 yılı sayımında çok az bir azalış göstermiştir.(Tablo 8)

1940-55 arası nüfus; 1487 nüfustan 1764 kişiye çıkmıştır. Bu 15 yıllık devrede sahada oldukça önemli bir nüfus artışı olmuştur. Bu artış oranı Bu devrede nüfusun artışının dikkat çekici tarafı bu yıllar arasında elen 2.0ünya Savaşının Kasabanın nüfus artışı fazla etkilememiş Yine de sahada kadın nüfusu,erkek nüfusundan fazladır. Bunda :isi de görülmektedir.(Tablo 8 )

1960-75 yılları arasında nüfus araştırma sahasında düzenli olarak belli bir artış göstermektedir. Ancak 1965-70 yılları arasında çok az bir artış gözlenmektedir. Bu yıllar arasında nüfus artış oranı %0,97 civarındadır. Bu dönemler arasında nüfus artışının büyük çoğunluğu erkek nüfustaki artıştır. Kadın nüfustaki artış daha yavaş olmaktadır. Bunun sebebi; savaşın sona ermesi ve askerlik işlemlerinin belli bir düzene konulmasının etkisi olmuştur. 975 yılı sayımlarına göre erkek nüfusu oldukça kadın nüfusa r ve 100 kadına 98 erkek düşecek duruma gelmiştir.(Şekil 11)

1975-80 arası araştırma sahasında nüfus artış oranında belirli bir düşüş yaşanmıştır. Bu devrede erkek nüfus tekrar azalmıştır. Bunun nedeni ise erkek nüfusunun bir kısmının yurtiçi ve yurtdışına çalışmak için göç etmesinin etkisi olmuştur.

1985-2000 yılları arası: Bu yıllar arasında nüfus oldukça artmıştır. 1985 yılında nüfus 3296 iken 2000 yılı sayımlarına nüfus 4150 civarında yayılmıştır. Bu artışta doğum esnasındaki ölümlerde azalış olması,sağlık iyileştirilmesi ve yaşam şartlarının kasabada iyileştirilmesi etkili olmuştur.

 

Tablo 8: Bağbaşı Kasabasında Sayım Yıllarına Göre Nüfus Miktarı Nüfus Artış ve Azalış Oranı

 

Yıllar

Erkek Nüfus

Yıllık Artış Oranı %

Kadın Nüfus

Yıllık Artış Oranı

Toplam Nüfus

Yıllık Artış Oranı

1940

700

-

787

-

1487

-

1955

854

22

910

15,6

1764

18,6

1960

884

3,5

940

3,2

1824

3,4

1965

993

12,3

1068

13,6

2061

13,0

1970

986

-0,7

1095

2,5

2081

0,9

1975

1166

12,8

1188

8,5

2354

13,1

1980

1089

-6,6

1224

3,0

2313

-1,7

1985

1553

42,6

1743

42,4

3296

42,4

1990

1682

8,3

1788

2,5

3470

5,2

1997

1956

16,2

1980

10,7

3936

13,4

2000

2050

4,8

2100

6,0

4150

5,4

Kaynak: D.İ.E. Genel Nüfus Verileri

 

 

 

 

 

 

2.1.1.b. Nüfus Hareketleri

Doğumlar ve Ölümler

Bir yerleşim alanında nüfus artışı doğum ve ölümlerden ya olumlu veya olumsuz etkilenmektedir.  Yani nüfus artış veya azalış  oranını o bölgenin doğum ve ölüm oranları belirlemektedir.

Bir ülke nüfusunda,yıllık doğum ve ölüm oranları arasındaki fark, yıllık gerçek nüfus artış hızını veya nüfusundaki gelişme hareketini verir.

Bağbaşı Sağlık Ocağı 2002 yılı verilerine göre kasabada son bir yıl içinde 67 doğum gerçekleşmiştir. Bu doğumların 29'u kız,:38'i erkek çocuktu. Doğum oranı % 1.14'tür. Türkiye ortalamasına yakın bir değerdi de 1997 yılı verilerine göre toplam doğurganlık hızı 2.65'tir. Bu oran Doğu Anadolu Bölgesinde 3,97 iken Erzurum ilinde ise 3.59 dur.

Sağlık ocağı verilerine göre 2002 yılında,son bir yıl içerisinde 19 kişi ölmüştür. Bu ölen nüfusun 11 'ini. erkek nüfus 8'ini kadın nüfus oluşturur. Genel ölüm oranı ise %0.32'dir. Bu oran Türkiye ortalamasının altında da Türkiye’de 1997 verilerine göre ölüm hızı %0.67,Doğu Anadolu Bölgesinde ise Erzurum'da ise %  101 'dir.

Araştırma sahasında yıllara göre nüfus artışı incelendiğinde son yıllar şekilde bir artış gözlenmektedir. Bunun temel sebebi,doğumlar den fazla oluşudur. Sahada doğal nüfus artışı sonucu nüfus süre artmaktadır. Araştırma sahasında sağlık ocağının kurulması halkın bilinçlendirmesi, sağlık koşullarının iyileştirilmesi, beslenme şartlarının düze hastalıkla Mücadelede kasaba halkının daha bilinçli olması sahada ölüm oranlarının düşmesine neden olmasının yanı sı esnasındaki ölümlerinde azalışına sebep olmuştur.

 

Tablo 9 : Bağbaşı Kasabasında doğum ve Ölüm Sayısı

 

 

 

Yıl

Erkek

Kadın

Toplam

%si

Doğum

2002

38

29

67

1,14

Ölüm

2002

11

8

19

0,32

Kaynak: Bağbaşı Sağlık Ocağı Verileri

 

Göçler

Nüfus hareketlerinin belirleyici önemli faktörlerinden biride Göç hareketleridir. Nüfusun yaşama bölgelerini kişisel olarak aileler ve gruplar halinde terk edip, geçici veya sürekli olarak yaşamak amacı ile bir başka yere hareketine, göç etmek denir.

Bağbaşı kasabası ile ilgili göçleri iki kısma ayırarak inceleyeceğiz. Bu göçler iç ve dış göçlerdir

 

 

Hidroğrafya Özelikleri

Bağbaşı Kasabası hidroğrafya açısından bakıldığında sahanın bulunduğu konum itibariyle bir geçiş sahasına tekabül etmektedir. Şöyle ki; Araştırma sahasının kuzey kesiminde yani Yusufeli ve daha kuzeydeki hidroğrafya şartları zenginken , güney kesiminin daha seyrek akarsu ağına sahip olan bir alanı işgal etmektedir.Araştırma sahamız hidroğrafya özellikleri çaısından Tortum çayı Havzasının içinde bulunmaktadır. Saha kuzeyine göre daha  fakir bir hidroğrafya ya sahipken güneyine göre daha zengin bir akarsu ağına sahiptir.Tabi ki araştırma sahamızın kuzeyinin hidroğrafrik zenginliğinin fazla olmasında Karadeniz ikliminin belirleyici bir etken olması güneyde ise hidroğrafik özellikler açısından daha fakir olmasında karasal iklimin büyük bir etkisi vardır.

Yer altı ve yerüstü su kaynakları açısından zengin bir yer araştırma sahasının yer altı su kaynakları genelde "göze" adıyla anılmakta ve adlandılmaktadır .Sahanın çeşitli yükselti ve eğimlerinde çıkan bu yer altı su kaynakları genelde kaynağı bulan kişinin adıyla adlandırılmakta ve kasaba halkı tarafından da öyle adlandırılmaktadır.Bu yer altı su kaynakları (göze) isimlerine örnek olarak; Hasan'ın gözesi, Ahmet'in gözesi gibi isimlendirilmektedir.Araştırma sahasında kış mevsimindeki yoğun kar örtüsünün ilkbahar mevsiminde erimesi ve sağanak yağışların bir kısmının yer altına sızması sonucu yer altı su tablası yükselmekte ve belli bir seviyede vermektedir. Bu kaynakların geneli soğuk akmaktadır. Sahada gözelere bolca rastlanmaktadır.Fakat bazı yıllarda kurak geçen iklimin yer altı su kaynakları ya hiç akmamakta yada çok cılız akmaktadır Anlatıldığı gibi saha yer altı suyu bakımından zengin bir  hidroğrafya sahiptir.

Araştırma sahasında içme suyu sonunu fazla yaşanılmaktadır. Sahanın halkı için gerekli olan su Sütlü pınardan kaynağını almaktadır.Bu kaynaktan çıkan su kasabalının su ihtiyacını yeterince karşılamaktadır.Ayrıca araştırma sahamızın en kuzeyine kalan mahallesi de bu adla anılmaktadır.Sahanın içme suyu karşılayan bu kaynağın suyunu boru hatları ile kasabanın içine dağıtılmakta daha sonrada aileler evlerine almaktadır.Böylece su ihtiyaçlarını en iyi şekilde  karşılamaktadır.

1.4. Toprak Özelikleri

Araştırma sahası olan Bağbaşı Kasabası sınır olarak Doğu Karadeniz bölgesinde yer alırken sahanın toprak oluşumu, toprak özellikleri ve toprak çeşitleri bakımından tamamen Doğu Anadolu'nun özelliklerini yansıtan bir Toprak oluşumu da saha da çok yavaştır.

Araştırma sahasında çeşitli nedenlerden ötürü tarıma elverişli arazi oranı azdır. Sahada oldukça uzun yıllarda oluşan toprak örtüsü, erozyonla çok kısa bir süre içerisinde yok olabilmekte verimli toprak örtüsü kalkmaktadır. Görüldüğü gibi insan yaşamı için önemli olan toprak oluşumu uzun sürerken bir anda yok olabilmektedir. Sahada toprak kaybına rüzgar ve 'su erozyonu, atlatılma arazilerin yanlış ekilip-biçilmesi ve erozyonu engelleyen pek yapılmaması gibi nedenlerden ötürü toprak kaybı olmaktadır.

Toprak insanların geçimini tarım ve hayvancılık yönünde etkilemesi yönünden önemlidir sahada hayvancılık faaliyetlerinin yüksek olması ayrıca       faaliyetlerin yapılması nedeniyle toprak çok

Önemlidir. Yöre halkının geçimi ve yaşamı' büyük oranda toprağa bağlıdır. Bu nedenle de sahada toprak çok değerli olmakta ve işlenilmektedir.

Sahanın eğimi azaldığı zaman ve vadinin tabanında meyve ve sebze tarımı yapılırken yüksek kesimlerin geneli otlak alanı olarak kullanılmaktadır.Eğimin fazlalaşmaya başladığı yerler ise geneli taşlık-kayalık alanları oluşturmakta ve buralara hiçbir türlü değerlendirme ve faydalanılma yapılmamaktadır. Meteryel eğim değerlerinin azaldığı eteklerde, birikinti konileri ve dar vadi tabanı düzlüklerinde biriktirilmektedir. Yüksek plato ve dağlık alanlarında litoseller olarak nitelendirilen taşlı, çakıllı, kumlu topraklar geniş yer tutar şidetli erozyon nedeniyle, topraktaki ince unsurlu maddeler taşınmış olduğundan, toprakta kaba unsurlu madde miktarı artmıştır. Ot formasyonu iyi geliştiği yerlerde sığ da olsa organik madde bakımından zengin sayılarca A horizyonu gelişmiştir.

Sahada akarsu birikimi sonucu oluşan verimli aliviyal topraklara çok  bir alanda rastlanılmaktadır. Bu alan; kasabanın güneyinde doğu-batı doğrultusunda akan Pehlivanlı Deresi civarında dere boyunca iki kenarında uzanan bir alanda rastlanılmaktadır. Yeterli derecede bir alan kaplayamaya alivyol topraklardan gerekli ve yeterli derecede faydalanılmıştır yapılmaktadır. Sahada kolüviyal topraklara da eğimin son derece  olduğu birikinti konilerinde rastlanılmaktadır. Bu topraklarda araştırma sahasında az olmasına rağmen genelde tarım bu toprak örtülerinin olduğu yerlerde daha yoğun yapılmaktadır. Tarımın bu toprak alanlarında yoğunlaşmasının nedeni tarım açısından verimli toprak olmalarıdır.

Vadi tabanı ve özellikle (5-10) eğim değeri gösteren birikinti koniler üzerinde, kolüvyal toprak örtüleri görülür. Arizonal topraklar grubunda  alan kollüvyal topraklar, eğimi fazla olan formasyonların aşınıp, taşınmalar, sonucu vadi tabanına veya az eğimli yamaçlarına birikmek sureti  oluşlardır.

Kasaba alanının en kuzeyinde çok fazla alan kaplamamasına rağmen kahverengi orman topraklarda görülür. Bu toprak örtüsü belli bir sınır içine kalmaktadır. Sahada kahverengi orman toprağı önemi derecede bir alanı değildir.

Toprak üzerinde canlı hayatın devam etmesi açısından önemli olduğu ve ve doğayı insanı yaşam şekli ve biçimi şeklinde etkilemesi açısından arzeder. Bilindiği gibi toprak örtüsü çok kısa zamanda oluşmakta uzun yılların geçmesi gerekmektedir. işte uzun yıllarda oluşan bu toprak örtü  kullanım sonucu çok kısa zamanda kaybedilmektedir. Yanlış kullanım denilince alanların aşırı otlatılması sonucu' araziler çıplak kalmakta üzerindeki ot formasyonu kalkmaktadır. Bunun sonucu ise toprak su rüzgar erozyonu ile süpürülmekte ve aşınılmakta ve böylece de toprak örtü kaybolmaktadır. Toprak örtüsünü kaybetmemek için daha bilinçli olmalıyız